İNCİ STEAK
RAN SİGOTA

ADRESGRUP
BEHZAT RESTAURANT
SALTUR



SALTUR



Saltur Turizm  Tur, Otel, Bilet,
Araç Kiralama,Vize ve Kongre ...


www.saltur.com.tr

Kongre · Sigorta · Reklamcılık · Blog Sayfası ·
1099. İnternette Güvenli Alışveriş
Saltur.com.tr sitemiz COMODO 


Site Menüsü
Hava Durumu
Anlık
Yarın
31° 34° 16°
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Serdar Yıldırım-YÖNETMEN GÖRÜŞÜ
SANAT TOPLUMA AYKIRI MI?...
02/05/2017

İnsan toplumsal bir varlık. İçine doğduğu toplumun kalıbıyla şekillenen, gelecekte olmak istediği kişiyi bile toplumsal yargılara göre belirlemesi “normali” olan bir varlık insan. Ahlaki tercihlerini, doğru davranış biçimlerini, doğru ve yanlış algısını, güzel çirkin algısını sosyalizasyon sürecinde toplumdan öğrenen ve bu öğrendiklerine göre bu öz olguları biçimlenen bir varlık... Öyle bir etki düşünün ki bu insanın, damak zevklerini dahi toplum belirliyor. 

Böylesi güçlü bir tornada şekillenen bireyler yığını içinde bazı ayrıcalıklı insanlar var! Tüm bu etkiye maruz kalan ve evet bu etkinin sonuçlarını da zihninde, ruhunda sonuna kadar barındıran, ancak bu etkinin çok ötesinde bir davranış biçimiyle üretim yapan farklı ruhlar var bu toplumun içinde; biz onlara sanatçılar diyoruz!

Teolojik olarak bakıldığında, neredeyse tüm dinlerde, insanın ruhunun Tanrı tarafından üflendiği, ya da tüm insanlığın ruh toplamının Tanrı’nın ta kendisi olduğu, ya da insanın ruhunun aslında Tanrı’nın bir parçası olduğu gibi, insanda yaratıcıdan bir parça olduğuna işaret eden önermeler görürsünüz. Hepsinin işaret ettiği yer temelde aslında aynı şey: insanda Tanrı’nın özünden gelen bir yaratma kudreti var. İşte kimi insan var ki, toplum isimli marangozun elinden belli bir kalıpta çıkıyor, ancak Pinokyo gibi bir insan olabilmek, yani toplumda bir birey olabilmek arzusunu ve farklılığını ruhunun derininde hissediyor. Bu duygu taştığı anda ise sıra Tanrı’dan gelen özelliği kullanmakta: yaratıcılıkla türeyen bir üretime başlamakta!

Peki o halde sanat, topluma aykırı mıdır? Hayır! Aksine toplumun en derininden çıkmıştır. Çünkü Yaratıcı aşamaya gelen sanatçı, çoktan toplumu özümsemiş, özümseme aşamasını geçmiş ve evrensel düşünerek sorgulama aşamasına gelmiştir. Dolayısıyla, olmayan bir gerçeklik oluşturabilme kudreti kendine bahşedilmiştir. Bu açıdan bakıldığında sanat ister muhalif olsun ister ana akıma hizmet etsin, toplumdan bağımsız olmayan bir ütopya oluşturma alanı haline geliyor. Diğer bir deyişle Her sanat dalının her bir eseri, gerçekliğin ötesinde Tanrı’nın dokunduğu bir ütopya olma kıymeti taşıyor.

Antik Yunan’dan başlamak üzere çeşitli felsefi akımlar, gerçekliği “idea”nın kötü bir kopyası, sanatı da bu kötü kopyanın bir kopyası saymış olsa da, konuya tersten bakarak, ideayı aramak da ancak gerçekliğin farklı ve “ideal” formlarını aramakla mümkündür diyemez miyiz?

Evet Sinema aslında, ruhunda yaratıcılık olan senaristin, yönetmenin, oyuncunun, konu bir cinayet de olsa, aşk  da olsa, aslında gerçekliğin ötesinde bir idea dünyası kurma macerasıdır. Makroda sanata, mikroda da sinemaya bu gözle bakmak, unutmayın ki toplum marangozunun yonttuğu o tahtanın hammaddesi olan, seyrine doyum olmayacak güzellikte bir orman manzarasının kapısını bize aralayacaktır.



472 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EDEBİYAT TÜRLERİ KISA HİKAYE... - 15/03/2018
EDEBİYAT TÜRLERİ KISA HİKAYE
FOTOĞRAFÇININ GÖREVİ... - 27/02/2018
FOTOĞRAFÇININ GÖREVİ
KISA FİLM KÜLTÜRÜ!.. - 15/05/2017
KISA FİLM KÜLTÜRÜ!..
PLATO ÜZERİNE... - 09/05/2017
PLATO ÜZERİNE...
SANAT, TOPLUM, SİNEMA ve AFİŞ OLGUSU ÜZERİNE - 24/04/2017
Birey bir topluma doğar. Toplum, bireye; bir heykeltraşın bir mermer bloğun içinden zihnindeki ideal ve katı şekli bulana kadar taşı yontması gibi doğduğu andan itibaren şekil vermeye başlar ve bir ömür bunu, her bir an'ı toplumsal kalıplarla örtüştü