• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası



Site Menüsü
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 17° 7°
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

Fulya Döner

Fulya Döner
Umut dolu yarınlarım...
10/01/2017
Umut dolu yarınlarım...

Her sene yeni yıla girerken yaptığımız, yapılacaklar listelerimiz vardır ya; kimi sene başlarız, bir, iki gün yapar bırakır, kimilerini başlayamadan bile rafa kaldırırız...

Hafta sonu oturdum, penceremden dışarıya baktım... Karlı bir Ankara sabahı karşılamıştı beni yatağımdan kalktığımda, yeni yılın ilk haftasını kapatırken... Durdum, düşündüm. Bu sene yeni yıla girerken kendime bir liste yapmamıştım. 2017’de bunu tamamlayayım, şunu da yapayım, buraya da gideyim, onu da tadayım, orayı da göreyim, ona da dokunayım, hayatıma şöyle bir şey girse iyi  olur... Hiç biri planlanmadı bu sene...

Oturdum sebebini düşündüm, neden bu sene listem yoktu? O hiç bitmeyen enerjim mi beni terk etmeye başlamıştı, hayatımdan eksilen yıllar gibi? Evet, belki de bu sene 35 yaşıma girdiğim içindi, hayatı daha yakından öğrendiğim için, hayatın taşlarının sert olduğunu artık fark ettiğim  içindi belki de ...

Cahit Sıtkı’nın dediği gibi;

Yaş Otuzbeş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Bu şiiri çok severim, çokta doğru olabilir ama tabi ki benim doğrum değil !

Hayat her sabah gün doğarken yeniden başlar benim için, yeni umutlar, yeni yaşanacaklar, yeni telaşlar, taptaze sevgiler, mutlu dakikalar vardır , günün her anında yekten sadece benim için çıkıp gelecek olan hoş sürprizler, yeni kurulacak dostluklar, tadına bakılacak yeni anlar, keşfedilecekler, çözülecek bulmacalar, sayfaları ilk çevrilecek kitaplar, hayatın sunduğu kıvrımlar ve yepyeni heyecanlar...

Evet 35 yaşındayım ama eskisinden çok daha heyecanlı çok daha yere basar ayaklarım. Kendimleyim. Ve bu yüzden planlara –meli, -malı’lara yer yok benim hayatımda artık, hayatı olduğu gibi, akışının bana sunduklarıyla yaşamayı kabullendim sadece. Toplumun önüme koyduklarıyla beslenmeyi de bırakalı hayli olmuş. Sahip olduğum, sadece benim olan Biricik Hayatım.

Yapmam gereken tek şeyin, sahip olduğum her dakikanın daha kaliteli olması çaba sarf etmek olduğunu biliyorum artık.

‘Kalite, kendiliğinden olandır.’ Zorlama olmadan, üstünde şık durması için çaba sarf etmeden olan, doğal olan yani, benden olan, bizden olan. Öğrendiğim bir diğer yegane felsefede bu olmuştu, be sebeple bıraktım ben yapılması gerekenleri.

Artık –meli , -malı’lara yer vermiyorum da, önceliklerime özen gösteriyorum.

Benim için değerli olanlara.

İnsan olmak mesela, insanoğlu olmaktan daha önemli olan. İnsan olmanın içini doldurur oldum, hayatı her yönüyle acısıyla, tatlısıyla, kahkahasıyla, gözyaşıyla yakalamaya çalışmak önemli oldu, el vermek birine, elimi alanın gözünün ta içindeki mutluluk oldu mutluluğum.
Deniz kenarındaki zeytin ağacının huzuru oldu huzurum. O zeytin ağacına gelen denizin dalgası oldu coşkum. Deniz kenarında aldığım taze oksijen oldu umudum, koşarken atan kalbimin ritmi oldu heyecanım ve bıraktım ben planları. Karnıma dolan kelebekler yerine, kanadındaki; pembesini, morunu, sarısını, siyah beneklerini gördüğüm kelebekleri yaptım iç sevincim.

Ve hafta sonu fark ettim ki; artık çok daha özgürüm, kabuklarımdan sıyrılmış, olduğu gibi yaşıyorum anları, anların bana sunduğu imkanlardan yararlanarak. Hayat benim ellerimde artık. Hayatlarımız birer mozaik ve mozaiği nasıl dokuduğumuz, bize kalmış.


Sevgiyle,

Fulya DÖNER


Paylaş | | Yorum Yaz
788 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

SEN BİZDEN KORK!.. - 02/01/2017
MERHABALAR - 30/12/2016

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın