2000 OTEL
ADRESGRUP



 
Site Menüsü
Hava Durumu
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Tuba ULU
DEĞİŞİM...
11/08/2020

Bazen hayal ettiğimizden, planladığımızdan bambaşka şeylerle karşılaşırız, her ne kadar Fütüristlerin, tarihçilerin, bilim insanlarının üstüne basa basa dünyanın gelişen teknolojiyle birlikte değişeceği uyarıları olsa da bu değişime bir virüsün neden olacağı aklımızın ucundan bile geçmemişti en azından büyük bir çoğunluğumuzun...

 

İnsan toplumsal bir varlık ve ait olma ihtiyacını dahil olmak istediği toplumlara uyum sağlayarak gerçekleştiriyor.

 

Bazen de uyum sağlayamadığı için sistemin dışına atılıyor...

Pandemi bireysel olarak bir çoğumuzu kapalı sistemler haline dönüştürdü ve bu süreci iyi değerlendiren her anlamda kendine yatırım yaptı, kimi de doğası gereği bu süreç bir tek onun başına gelmiş gibi hayıflandı, söylendi, isyan etti...

 

Harari 21. Yüzyılda 21 Ders 'de bu konu ile ilgili söyle diyor;

Panik bir kibir biçimidir. Dünyanın ne yöne (aşağı doğru) ilerlediğini bildiğine emin bir histen kaynaklanır. Şaşkınlık duymak daha mütevazı, dolayısıyla daha sağduyuludur. İçinizden kendinizi sokağa atıp, “Kıyamet geliyor! diye bağırmak geliyorsa, kendinize şunu söylemeyi deneyin: "Yok, öyle değil. İşin aslı dünyada neler olup bittiğini anlamıyorum, o kadar."

Bu değişimi dünyanın sonu gelmiş gibi algılamak yerine , değişim için hangi yönlerimizi geliştirmeliyiz buna odaklanmak en doğrusu. Hem bireysel olarak hem de kurumsal olarak...

 

Peki neden değişimden bu kadar çok korkuyoruz?

 

Değişime direnme nedenlerimiz başında korkularımız geliyor yani rahatlık alanından çıkmama isteği...

Hem değişim isteyip hem de değişimin getireceği sorumlulukları göze alamıyoruz...

En önemlisi zihin haritamızı oluştururken anlamlandırdığımız hikayeler bu zeminleri oluşturuyor...

Peki bu hikayeleri nerden duyuyoruz?

Ebeveynlerimizden, bizi koruduğunu düşünen kişilerden ...

 

Bir hikâye bırakıyorum o zaman buraya geleceği şekillendirecek çocuklarımıza güzel hikayeler anlatmayı dileyerek;

Çocuklarımıza iki tür hikâye anlatırız;

İlk tür söyle; bir varmış bir yokmuş...

Kıvırcık Kafa adında pofuduk bir tavşan varmış. Çok eğlenceli bir maceraya atılmış, ama büyük bir sorunla karşılaşmış. Sabır ve tatlılıkla bu sorunun üstesinden gelmiş...

Bu tür hikayeler empatiyi öğretir.

Kendinizi Kıvırcık Kafanın yerine koymayı yani.

Diğer türe gelelim; eğer okyanusa çok yaklaşırsan... su seni yutar ve boğulursun...

Bu tür hikayeler onlara korkuyu öğretir. Hayatlarının kalanı boyunca bu iki hikâye birbiriyle yarışır.

Empati ve Korku...

 

 

Sevgimle...



126 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

EVREN İSTEDİKLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMİYOR! - 11/09/2020
Evren İsteklerimizi Gerçekleştirmiyor!
KADIN İNSANDIR BİZ İNSANOĞULU...İNSAN ÖLÜYOR! - 22/07/2020
Kadın insandır, biz İnsanoğlu... Insan ölüyor!
UYANIŞ - 09/07/2020
UYANIŞ
YENİDEN MERHABA - 09/07/2020
YENİDEN MERHABA