2000 OTEL
ADRESGRUP



 
Site Menüsü
Hava Durumu
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Nurgül ÇETAK
ncetak@gmail.com
DERBİDE PUANLAR KARDEŞ PAYI
01/10/2019

 

Tüm Türkiye’nin nefesini tutup beklediği, hafta boyunca gözlerine uykular girmediği, dünya derbisi olarak adlandırılan Fenerbahçe-Galatasaray maçı geldi, geçti ve gitti. Geriye konuşulacak ne kaldı derseniz pek de bir şey kalmadı. 390. Randevuda Türk Telekom Arenada karşı karşıya gelen iki ezeli rakibin çarpışmasından gol sesi çıkmadı. Puanlar iki takım arasında paylaşıldı.

Maçın belki de en güzel anı seremonide yaşandı. İstiklal marşını başından sonuna kadar okuyan Alman oyuncu Max Kruse, taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandı. Derbi adına yılın karesi olmaya aday anlar, tüm futbol severleri gururlandırdı.

Maçın başlama düdüğü ile birlikte tribünlerde coşku tavan yaptı. İki takım taraftarı da takımlarını desteklemek adına bir an olsun susmadı fakat bu coşkulu ortam çok da uzun sürmedi. Oynamaktan ziyade oynatmamak için derbiye çıkan oyuncular, bir süre sonra sıkıcı, heyecansız, tekdüze bir oyun sergilemeye başladı. Haliyle seyirci de sıkıldı, coşkusunu yitirdi. Hocaların planları; topla oynamaktan, gol atmaktan ziyade gol yememek üzerine kuruluydu. Maçın ilk bölümünde, top orta alanda döndü durdu. Fenerbahçe’nin atakları olgun olmasa da en azından kaleye giden toplar gördük. Evinde oynadığını sonradan hatırlayan Galatasaray da dakikalar ilerledikçe toparlanmaya başladı. Sol kanatta Babel ile etkili olan sarı kırmızılılar, oyunu sakatlıktan dönen Isla üzerinden oynamaya başladı. Fenerbahçe savunmasına sürekli baskı yapan Galatasaray, rakibini hataya zorlamaya çalışsa da savunmada boş alan bulamadı.

Fenerbahçe ise her zamanki oyun planına sadık, hızlı paslaşmalar ile orta sahayı geçmeye çalışan, pasa dayalı bir oyun ortaya koydu fakat hücum bölgesinde çoğalmakta zorlandı. Tolga Ciğercinin kanadından gelişen ataklarla pozisyon bulan sarı lacivertliler aradığı golü bulamadı. İki takım da birbirinin zaaflarına, gol ayaklarına çok iyi çalışmış, atakları daha başlarken kesiyor, hal böyle olunca da gol yemek istemeyen taraflar “belki şansa bir gol atarız da maçı böyle tamamlarız” hesapları yapıyordu.

Fenerbahçe’nin savunma hattı maç boyunca pimi çekilmiş bomba gibiydi. Ha hatadan gol geldi ha gelecek derken diken üstünde maç izleyen taraftar, tehlikeli bölgede paslaşan stoperlere bakmakta dahi zorlandı. Maç içinde oyuncuların kafası hep savunma hattındaydı. Top kaybeden oyuncu, baskı yapmak yerine kalesine dönüp rakibi bekliyordu. Rahat hücum edemeyen sarı lacivertlilerin, yenecek hatalı bir gol ile derbide kontrolü kaybetmekten çekindiği net görülüyordu.

Savunmada boşluklar bulan Galatasaray, son vuruşlarda iyi de olsa onlardan daha iyi biri vardı. Kaleci Altay… Fenerbahçe’nin yıllardır özlemini çektiği maç kaybettirmeyen kaleci özlemi Altay ile son bulmuşa benziyor. Hem defansın açıklarını hem de kalesini kapatan Altay günün başarılı isimlerindendi.

Galatasaray’da uzun bir aranın ardından sahneye çıkan Falcao golü buldu, sevincini de yaşadı; fakat onu bekleyen kötü sürprizle karşılaşması çok sürmedi. Ofsayt bayrağını gören Kolombiyalı pozisyonun golle sonuçlanmamasına epey üzüldü.

Bu denli ortada geçen, sıkıcı tabiri caizse sabaha kadar izlesek gol olmaz diyebileceğimiz bir maçta, en önemli silahlar duran toplarken, Fenerbahçe duran top haklarını Emre ile kötü kullandı. Galatasaray ise korner dışında duran top kullanmadı. 90 dakika boyunca “Ne izledik biz?” dedirten derbi başladığı gibi golsüz eşitlikle bitti.

Son yılların, en sakin geçen Fenerbahçe-Galatasaray derbisini izledik. Oyuncular da yedek kulübeleri de taraftar da gerilimi tırmandıracak hareketlerden kaçındı. Fatih terim ve yardımcısı Hasan Şaş ise cezaları devam ettiğinden kulübedeki yerlerini bu maçta da alamadılar.

Fenerbahçe’de orta alandaki temiz müdahaleleri, defansa yardımı, takımı hücum bölgesine taşıması ile sahanın her yerinde bulunan Gustavo, oyunu ile göz doldurdu. Aynı şekilde sahada yer basmadık yer

bırakmayan Muriqi de yeri geldi orta alandan aldığı topla rakip kalede tehlike yarattı, yeri geldi defansına yardım etti. Hırsıyla beğeni toplayan Muriqi gol bulamadı belki ama oyunu ile o da taraftarının beğenisini kazandı. İlk 5 hafta sol bek pozisyonunda sırıtmayan Dirar bu maç ise etkisiz kaldı. Çok fazla top kaybeden, atak kesen Faslı oyuncu bu maç iyi değildi. Kruse’ye iyi çalışan Galatasaray, Alman oyuncuyu maç içinde yakın markaja aldı ve topla oynamasını önledi. Kanatlardan girilen pozisyonlarda etkili olamayan Fenerbahçe’de ataklar cılız kaldı. Ortadan kısa paslaşmalarla etkili olan sarı lacivertliler, sonuca ise gidemedi.

Nagatomo ve Babel Galatasaray adına sahada iyi olan isimlerdi. En azından denediler ortaya bir mücadele koydular. Belhanda ise büyük bir fedakarlık örneği göstererek maça maske ile çıktı fakat oynadığı oyun ile keşke göstermeseydi dedirtti. Lemina da inişli çıkışlı bir performans sergilese de idare eder bir oyun oraya koydu. Sol kanattan daha çok hücumlarını gerçekleştiren sarı kırmızılılar oyun planını, rakibin hatalarını değerlendirerek sonuca gitmek üzerine kurmuş. Hataya zorladı yaptırdı da fakat o hatayı değerlendirecek oyuncuyu bulamadı. Galatasaray, Nagatomo’nun Falcaodan çok gol pozisyonuna girdiği bir maç çıkardı.

Galatasaray adına en büyük hayal kırıklığı bariz bir şekilde Falcao oldu. Sarı kırmızılı camianın büyük umutlar bağladığı, büyük beklenti içerisinde olduğu Kolombiyalı golcü, bu maç golcüden çok maçı en güzel yerinden izleyen izleyici konumundaydı. Tabii dünya yıldızı da olsan tek başına oynamıyorsun, seni besleyecek oyuncu grubun olmalı fakat yok. Falcao’ya pas atacak, pozisyon hazırlayacak bir tane oyuncu yok. Oyuncu gününde olmayabilir, gol kaçırabilir, performansı düşebilir fakat sorun şu ki biz Kolombiyalıdan kötü oyun dahi göremedik. Falcao’yu görmedik. Şampiyonlar ligi maçını bekliyor olabilir; lakin geçen hafta Galatasaray Malatya’da bıraktığı 2 puanı, bu maçı düşünerek bıraktı. Falcao’yu bu maç kullanırız diye bıraktı. Olan kaçan puanlara, taraftara oldu. Bir hırs yok sahiplenme yok, iyi veya kötü oyun yok. Kolombiyalı golcü sadece Galatasaraylıları değil, onu izlemek isteyen tüm futbol severleri hayal kırıklığına uğrattı.

Bir haftadır heyecanla beklenen derbi, bitse de gitsek havasında geçti. Ne beklentiler boşa, ne hayaller suya düştü. Gol dahi izleyemediğimiz, vasat bir Fenerbahçe-Galatasaray maçını geride bıraktık.

BAŞKENT DERBİSİNİN KAZANANI ANKARAGÜCÜ

7 yıl sonra ligde izleme fırsatı bulduğumuz Ankaragücü-Gençlerbirliği maçı beklenilen etkiyi veremese de izlettiği 3 gol ile seyir zevki olan bir maç oldu. Tribünler ise bu maç özelinde, boştu. Önceki maçlara göre daha az izleyicin olduğu derbiyi Ankaragücü kazandı.

İlk yarı Gençlerbirliği adına iyi, Ankaragücü adına ise kötü başladı. Orta alanı hızlı geçen kırmızı siyahlılar, hızlı ataklarını golle sonuçlandıramadı. Gol ayaklarının beceriksizliği kadar, Korcan’ın kalesinde devleşmesi de Gençlerbirliği’nin golü bulamamasında etkiliydi. Maç adına en kritik nokta; kırmızı kart ile doğrudan oyun dışı kalan Metin Diyadin oldu. Maçın büyük bölümünü tribünden takip eden teknik adam, hakeme tepkiliydi.

Gençlerbirliği’nin domine ettiği, ara ara heyecanlandıran ama sonuca gidilemeyen bir 45 dakika izledik.

İkinci devreye fırtına gibi başlayan Ankaragücü, ilk devrenin aksine, hırslı takım görüntüsü ile dikkat çekti. Oyunun içinde olan taraftar da coşkuyu arttırınca baskı sonuç verdi ve Ankaragücü ilk golünü rakip hatasıyla da olsa buldu. Kanatlardan İlhan parlak ve Hasan ile etkili olan sarı lacivertliler Faty ve Moke’nin orta alanda kurduğu baskı ile topa daha çok sahip olmaya başladı. Bu coşkulu oyunu, ikinci golle taçlandıran Ankaragücü, İlhan Parlak’ın golünde farkı ikiye çıkardı.

Skor 2-0 devam ederken oyunun Ankaragücü alanına yığılması sürpriz olmadı. Rehavete kapılan sarı lacivertliler oyunu kendi alanında kabul etti. Ankaragücü kalesini abluka altına alan Gençlerbirliği’nin golü bulması da çok sürmedi. Farkı 1’e indiren kırmızı siyahlılar, ikinci golü bulma adına da epey

uğraştı. Kaleci hariç oyuncuların tamamını hücum bölgesine gönderen Mustafa Kaplan, istediği golü bulamadı ve Başkent derbisi 2-1 Ankaragücü lehine sonuçlandı.

Oyuna ikinci yarı Ayite’nin yerine dahil olan Stancu da skora çare olamadı. Ayite ile devam edilse, Gençlerbirliği’nin orta alandaki hakimiyeti maç sonuna kadar devam edebilirdi. Bir direnç ortaya koyan Ayite’nin çıkmasıyla birlikte orta alanda istediği topu çeviremeyen Gençlerbirliği, nitekim de ikinci golü bu sayede yedi.

Başkentte genel olarak keyifli bir Ankara derbisini geride bıraktık. Darısı diğer tüm derbilere.



409 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Bir VARmış bir YOKmuş - 18/10/2020
Bir VARmış bir YOKmuş
SÜPER LİG YANIYOR - 22/09/2020
SÜPER LİG YANIYOR
YENİ BİR SAYFA - 31/08/2020
YENİ BİR SAYFA
BOTAŞ MİLLİ TAKIMI - 25/08/2020
BOTAŞ MİLLİ TAKIMI
YENİ ŞAMPİYONA SELAM DURUN - 27/07/2020
YENİ ŞAMPİYONA SELAM DURUN
Çarşamba Pazar'ında Futbol - 09/07/2020
Çarşamba Pazar'ında Futbol
Çarşamba Pazar'ında Futbol - 09/07/2020
Çarşamba Pazar'ında Futbol
SESSİZ VEDA - 26/06/2020
SESSİZ VEDA
İPTAL KARARLARI DOĞRU MU? - 29/05/2020
SADECE FUTBOL
 Devamı